Kenya’nın başkenti Nairobi’ye 150 kilometre uzaklıkta bir şehir var. Adı “Sultan Hamud.” Sultan Hamud şehrini ilk tespit eden, 1950’li yılların meşhur gazetecilerinden Hikmet Feridun Es’tir. Es, Kenya’da gezerken öğrendiği Sultan Hamud isminin peşine düşer ve ismin nereden geldiğini araştırır. Şehir sakinlerinin verdiği malumat, oldukça enteresandır…
Afrika’nın orta yerinde bir ülke olan Kenya’nın haritasını önümüze açtığımızda gözümüze küçük bir kasabanın, Sultan Hamud’un ismi ilişir. Mombasa sahiliyle başkent Nairobi’yi birbirine bağlayan karayolu ve demir yolu hattı üzerinde yer almaktadır.
Burası, 1800’lü yıllara kadar içinden karayolu geçen sakin bir köydür. Ancak İngilizler, sahildeki Mombasa şehriyle başkent Nairobi’yi birbirine bağlayan demir yolunun inşaatını başlatınca, köy hızla büyür. Hamid kelimesini, Afrikalılar Hamud diye telaffuz ederler ki bizdeki “Hamid” kelimesiyle aynıdır, yani Sultan Hamid…
Şehrin adının, Zanzibar Sultanı Seyyid Hamud bin Muhammed’den geldiği söylenirse de durum biraz karışıktır. Adının başındaki Seyyid kelimesine bakıp da Resûlüllah Efendimiz’in (s.a.v.) pak neslinden olduğunu sanmayınız. Seyyid; efendi manasına da gelir. 1853 yılında doğan Hamud, Afrikalı bile değildi. Adaşı Hamud bin Thuwaini’nin ölümü üzerine 1896 yılında, İngiliz konsolosu Basil Cave’nin (1865-1931) desteğiyle tahta geçmiş, Umman kökenli biriydi. İngiliz işbirliği yüzünden olsa gerek, bölgede pek sevilmiyordu. Ayrıca İslâm ülkelerine yapılan köle ticaretini genelde Ummanlı tüccarlar organize ediyorlardı. Ahalinin gönlünü almak için İngilizlerden köleliğin yasaklanmasını talep ettiyse de Sanayi Devrimi’nden beri kölelik, uzunca bir süredir eskisi gibi yaygın olmadığından, siyasî faydasını göremedi.
Koskoca devlet başkanının adını bir köye vermek pek mantıklı değildi. Eğer ille de ismi bir beldeye verilecek olsa, Mombasa veya Nairobi gibi büyük şehirlere verilirdi.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 155. sayısından (Temmuz 2021) okuyabilirsiniz.
Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…
Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…
Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…
Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…
Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…