Osmanlı’nın bakiyesi şehr-i İstanbul, bugün 39 ilçeye bölünmüş durumda. Her bir ilçenin semtleri, sokakları, caddeleri, çeşit çeşit isimle süslenmiş. Bilhassa kendine özgü hikâyesi olan tarihî ilçelerin isimleri, bir başka güzel. Osmanlı’nın köklü medeniyetine payitahtlık yapan İstanbul’da, enteresan hadiseler yaşanmış. Hâliyle, cereyan eden bu hadiseler, semt isimlerine yansımış. Merak edenler için İstanbul’un bazı tarihî semt isimlerinin kökenlerini ve hikâyelerini sizler için araştırdık…
Fatih Sultan Mehmed Han, 1461 yılında Trabzon Rum İmparatorluğu’na son verip Trabzon’u Osmanlı topraklarına katar. Son imparator David Komnenos ile bütün aile efradını İstanbul’a naklettirir. Bu aileden Kaloyani Komnenos’un oğlu Aleksios, İslâmiyet’i kabul eder ve bugünkü Tünel (Karaköy) civarında yaşamaya başlar. Prens burada yaşadığı için semte “Beyoğlu” adının verildiği rivayet edilir.
Beyoğlu’na dair başka bir rivayette ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde buraya yerleşen Venedik elçisi Andre Giritti’nin oğlu Luigi Giritti’nin, halk arasında “bey oğlu” diye anılmasından bu ismi aldığı anlatılır.
Beyoğlu semti, Sultan İkinci Bayezid Han zamanında, Türklerin iskâna başladığı yer olur. Buradaki ormanın içinde, acemi oğlanlarının talim ve terbiyesi için bir kışla ve bir de mektep inşa edilir. Bu kışla ve mektebe de “Galata Sarayı” adı verilir. Mektep, hüviyeti zaman zaman değişse de 1868’e kadar devam eder. Bu tarihte aynı mekânda, bir başka müessese; Galatasaray Mekteb-i Sultanî’si açılır. Bina bugün, Galatasaray Lisesi’dir.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 163. sayısından (Mart 2022) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…
View Comments
Tarihî öğreniyorum YEDİKITA dergisinden ben çok mutluyum Allah razı olsun emeği geçen herkesten