Barbaros Hayreddin Paşa’nın iki kahraman kardeşi Oruç ve İshak reislerin mücadele verdiği, şehit edildiği bölgelerde onların izleri hâlâ capcanlı duruyor…
Osmanlı denizcilik tarihinde yeni bir dönem başlatan ve Akdeniz’i düşmana dar eden Barbaros kardeşler uzun yıllar, Sultan İkinci Bayezid’in şehzadesi Korkut’un hizmetinde ve himayesinde çalışmışlar, Yavuz Sultan Selim’in 1512’de tahta çıkmasından sonra Mısır’a ve oradan da Tunus’ta Cerbe Adası’na geçmişlerdir.
Bu yıllarda Kuzey Afrika Müslümanları büyük tehdit altında idiler. 1492’de Endülüs Gırnata devletini yıkan İspanya, yayılmacı emelleri ve misyonerlik çalışmalarını artırarak buraları sömürgeleştirmek ve Hıristiyanlaştırmak için Kuzey Afrika’ya saldırmıştı. Bu taarruzlar karşısında Oruç Reis ve kardeşleri, Cezayirlilerin yardım talepleri üzerine önce Becaye’yi kuşatmışlardır. Burada savaşırken Oruç Reis bir kolunu kaybetmiş ve gazi olmuştu. Daha sonra Cicel ve Cezayir şehrini İspanyollardan alan Oruç Reis, 1518 yılında Cezayir’in batısındaki Şerşel Kalesi’ni almış ve kardeşi Hayreddin’i Cezayir şehrinde bırakarak Cezayir ülkesinin o yıllardaki en önemli şehri olan Tlemsen’e doğru ilerlemeye başlamıştır. Oruç Reis 1518 yılında burayı alarak, İspanyolların kuklası olan hükümdar Ebu Hammu’yu devirmiştir.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Ağustos (72. Sayı 2014) sayısından okuyabilirsiniz.
Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm…
Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu…
Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.
Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti.…
Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden Barselona, bir zamanlar “Berşelûne” adıyla Endülüs’ün kuzeyindeki önemli İslâm…
Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına…