İhyâü Ulûmi’d-Dîn, İmam-ı Gazâlî Hazretleri’nin inziva yıllarında sadırdan satıra döktüğü bir eserdir ki Şark’tan Garb’a tüm dünyayı sarsmış, nicelerine had bildirmiş, nicelerine ise kandil olup kalpleri ihya etmiştir. O, asırları ve iklimleri fetheden bir gönül sultanıdır. Sayfalarında ihsan ve marifet, ihlas ve samimiyet, ilim ve hikmet ırmak olup akar. O, susayan gönüllerin ihyasıdır…
Kitap odur ki besmele ile başlaya. Bismillahirrahmanirrahim. Hemen ardından hamdele ve salvele gele. Ki ilmi bereketli, okuması fehametli, dinlemesi lezzetli olsun. İhyâ da böyle başlar. Allah’ın rahman ve rahim olduğunu bildirerek, ona hamd ederek, onun habibine salavat getirerek…
Kitap odur ki bir ismi ola. “İhyâ” diye nam salan bu İslâm âbidesinin tam adı İhyâü Ulûmi’d-Dîn’dir. “İhyâ” diriltmek, hayat vermek demek. “Ulum” ise ilimler manasına gelir. Yani İhyâü Ulûmi’d- Dîn, “dinî ilimlerin diriltilmesi” demektir. Ki İmam-ı Gazâlî
Hazretleri’nin maneviyat ile yoğurup ilimle taçlandırdığı, nur ile yıkayıp tefekkürle harmanladığı kaleminden süzülmüş, asırları devirmiş, sapık fikirleri susturmuş; ulemaya yol göstermiştir.
Kitap odur ki bir fenni ola. Fen dediğin kitabın derdi, maksadı, sermayesidir. İhyâ’nın derdi pek çoktur lâkin: Fıkıh, itikad, kelam, tasavvuf, adab ve daha nicesi… Bu muazzam eserde ilim, ahlâkla; hikmet, mev’ıza ile; nazariye, tatbikat ile; söz, hâl ile bütünleşir. Ve kelimeler, mananın ötesine geçerek sadece akla ve dimağa değil kalbe ve ruha da hitap eder.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 147. sayısından (Kasım 2020) okuyabilirsiniz.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…
Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…
Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…
Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…
Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…