İnsanoğlu, dünyaya adım attığı ilk günden itibaren, yeryüzünün sert yapısından ve soğuğundan korunmak için ayakkabı kullanmaya başlamış. Yaşadıkları dönemde sahip oldukları üretim imkânlarına göre ayakkabı imal etmişler; bazen ağaç kabuklarını, bazen hayvan derilerini kullanmışlar. Bazısı kıvrık burunlu, bazısı sivri, bazısı da topuklu, geçmiş zaman pabuçlarına bir göz atalım…
Bilinen en eski ayakkabılar, ABD’nin Oregon eyaletinde bir mağarada keşfedilmiş. M.Ö. 7000 veya 8000’lerden kaldığı tahmin edilen ayakkabılar, adaçayı kabuğu kullanılarak yapılmış.
Hayvan derisi kullanılarak yapılan en eski ayakkabı ise Ermenistan’da bulunmuş. M.Ö. 3500 yılına ait olduğu tespit edilen ayakkabıların, ayı postu ve geyik derisi kullanılarak imal edildiği belirlenmiş.
Çağlar değiştikçe ayakkabı modelleri de değişmiş. Öyle ki bazıları bir statü göstergesi de olmuştur.
Dikkat etmişsinizdir, Doğu hikâyelerini anlatan film ve resimlerde, meselâ konuları Bağdat’ta geçen Alaaddin’in Sihirli Lambası veya Binbir Gece Masalları’nda yer alan karakterlerin ayakkabıları, hep kıvrık burunludur. Bu, çizerlerinin uydurması değildir. Bir zamanlar bazı insanlar, kıvrık burunlu ayakkabılar giymişler.
Peki, bu ayakkabıları kimler, neden giyerlerdi?..
Bu soruları dert edinen araştırmacı yazar Wolfgang Bruhn’un yaptığı araştırmaya göre ayakkabıların kökeni, masallarda gösterildiği şekilde değilmiş. Yani Bağdat ve civarında ortaya çıkmamış. İlk kullananlar, Asya’nın ücra köşelerinde yaşayanlar olmuş.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 169. sayısından (Eylül 2022) okuyabilirsiniz.
Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…
Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…
Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…
Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…
Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…