Categories: ManşetPortreler

Devrinin Allâmesi Antepli Mütercim Âsım Efendi

Gaziantep’in yetiştirdiği mühim şahsiyetlerden Âsım Efendi, lügatçiliği ve tarihçiliği ile meşhur olmuştur. Osmanlı devrinin kıymetli ilim adamlarından hem âlim hem de şair bir zattır. İyi bir dil âlimi olan Âsım Efendi’nin çalışmaları, padişahlar tarafından takdirle karşılanmış ve taltif edilmiştir. Zorlu bir hayat tecrübesi olan Âsım Efendi’nin hayat hikâyesi, okunmaya değer…

Kalmadan hâk-i mezelletde hemen ey Âsım
Âzim-ı sûy-ı semâsa-yı Sitanbul olalım

Ey Âsım, seni zelil kılan bu topraklarda kalmadan,
Semaya ulaşan yücelikteki İstanbul’a doğru yola çıkalım.

Bu dizelerin sahibi Mütercim Âsım Efendi’dir. Mütercim denildiğine bakmayın! O, nice beyitler yazacak kadar şair, meşhur Tarih-i Âsım’ı yazacak kadar tarihçi ve devrin lisan ilimlerine vâkıf olarak yazdığı sözlüklerle bugün bile adından söz ettirecek derecede medrese usulünün yetiştirdiği çok yönlü bir âlimdi…

Antep’te dünyaya geldi. Asıl ismi Seyyid Ahmed Âsım’dı. Semerkant asıllı, nice âlimler ve şairler yetiştiren bir aileye mensuptu. Kaynaklar, doğumunu 1755 olarak kaydeder. Arapça sarf ve nahiv gibi alet ilimlerini hocası Ömerzâde Hafız Efendi’den; şiir ve inşayı, Kilisli Rûhi’den aldı. Babası Mehmed Efendi, devrin tanınmış âlim ve şairlerindendi ve Şer‘iyye Mahkemesi başkâtibi olarak görev yapmaktaydı. Oğlu Âsım’ın ilme olan merakını çok erken yaşta fark etmişti.

“El-Allâme” Ünvanı Layık Görüldü

Âsım Efendi, zekâsı ve kabiliyeti ile kısa zamanda Arapça ve Farsçadaki zor metinleri okumaya başladı. Sünbülzâde Vehbi Efendi, Âsım’ın eseri olan Burhan-ı Katı‘ tercümesine yazdığı takrizde, “Her fende mahareti zahir ve fadl ve recahati bahir ve elsinei selasede şiir ve inşaya kadir, ulema-yı zamanın ercümend-i rehber-i bülendi” diye methetmişti. Yine kendisinden sonra gelen ulema arasında, Âsım Efendi’nin “el-allâme” unvanına layık görüldüğü kaynaklarda anlatılır.

Âsım Efendi, çalışma hayatına Antep Mahkemesi’nde kâtip olarak başladı. Burada iken devrin tanınmış âlim ve şairlerinin meclislerinde bulundu. Bu itibarı, kendisine Antep Mutasarrıfı Mehmed Nuri Paşa’nın divan katipliği vazifesini getirdi. Mehmed Nuri Paşa hem âlim hem de şair bir zat olduğundan, ilim ehlinin kıymetini iyi biliyordu. Lakin, Âsım’ın hayatının en zor günleri de işte o zaman başlamıştı.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 198. sayısından (Şubat 2025) okuyabilirsiniz.

Mustafa Karadaş

Recent Posts

İslâm’ın İlk Sancaktarı Büreyde bin Husayb el-Eslemî (R.A.)

Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm…

4 hafta ago

Kapısından Penceresine Türk Evinin Mahremiyet Unsurları

Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu…

4 hafta ago

Çanakkale Cephesi’nde Ramazan-ı Şerif

Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.

4 hafta ago

Zigetvar Önünde Bir Sultan

Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti.…

4 hafta ago

Barselona’da İslâm Hâkimiyeti

Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden Barselona, bir zamanlar “Berşelûne” adıyla Endülüs’ün kuzeyindeki önemli İslâm…

4 hafta ago

Emir Musa Medresesi’nin Hikâyesi

Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına…

4 hafta ago