Avrupalı seyyahlar, Osmanlıların hayvan sevgisine şahit olduklarında şaşkınlıklarını gizleyememişler ve seyahatnamelerinde hayranlıkla bahsetmişlerdir. Bu seyyahlardan biri de Kanuni Sultan Süleyman devrinde elçilik vazifesiyle Osmanlı topraklarına gelen Avusturyalı diplomat Ogier Ghislain de Busbecq’dir. Bir Avrupalının kaleminden Osmanlıların hayvanlara olan şefkati ve sevgisi…
1522-1592 yıllarında yaşayan Ogier Ghislain de Busbecq, hizmetine girdiği Avusturya İmparatoru I. Ferdinand’ı temsilen 1554’te bir sınır anlaşmazlığı meselesini çözmek için, elçi olarak İstanbul’a gönderildi. 1555-1560 arası yıllarını, bazen ülkesine gidip gelse de İstanbul’da yaşadı. Bu zaman zarfında yaşadıklarını anlatan Busbecq, yazdığı mektupları meslektaşı Macar asıllı diplomat Nicholas Michault’a göndermiştir. Gönderilen bu mektupların derlemesinden oluşan Türk Mektupları isimli kitap, hümanist eğitim almış olan bir Avrupalının kaleminden Osmanlı’nın siyaset, gelenek ve kültürü hakkında önemli bilgiler vermektedir.
Busbecq, hatırat türündeki mektuplarında yer yer Osmanlı toplumunu eleştirse de onların hayvanlara karşı gösterdikleri şefkat ve merhamet karşısında hayranlığını gizleyemez. Yazdığına göre Türkler, özellikle kuşlara karşı büyük şefkat göstermektedir. Şehri temiz tuttuğuna inanılan çaylaklar ise kuşlar arasında en gözde olanıdır. Bu alakadan dolayı çaylaklar neredeyse ehlîleşmiştir. Islık çalınca hemen gelip havaya fırlatılan yiyecekleri kapmaktadırlar. İnsanlar burada, kuşların öldürülmesi bir tarafa kafese kapatılmasına bile karşıdırlar.
Başka bir kuş türü olan keklikler hakkında da bilgi veren Busbecq, Sakız Adası’nın kekliklerle dolu olduğunu ve hemen hemen her köylünün az ya da çok sayıda kekliği olduğunu belirtmiştir. Kekliklerin insanlara bu kadar alışmış olmalarının sebebi olarak da doğar doğmaz köylülerin, onları 1-2 gün gömleklerinin içine koyup ara sıra tükürükleriyle beslediklerini duyduğunu söyler.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 127. sayısından (Mart 2019) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…
View Comments
Biraz Tefekkür, gerisi Minnet ve teşekkür.....