Kültür Tarihi, Manşet, Osmanlı Tarihi

Molla Hocazâde

Hocazâde’nin babası zengin ve varlıklı birisi olmasına rağmen rızası olmadığı halde ilim tahsili yolunu seçtiği için oğlunun harçlığını kesti, kendisine hiç iltifat etmedi, diğer oğulları gösterişli kıyafetler giyerken onunkiler eski ve pejmürde idi. Parası olmadığından kitapları kendisi istinsah eder, ucuzluğundan dolayı helvacı kâğıtları kullanırdı. Asıl adı Muslihuddin olan Hocazâde’nin ibretlerle dolu hayat hikâyesi günümüz insanına da ders verir nitelikte…

Molla Hocazâde 1434’te zengin bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Bursa’nın tanınmış tüccarlarından Yusuf Efendi’dir. Şakâik-i Numaniye vesair biyografi kitaplarında anlatıldığına göre Yusuf Efendi’nin çocukları gayet ihtişamlı bir hayat yaşıyorlardı. Fakat Muslihuddin’in tüccar olmak yerine ilim yolunu seçmesi sebebiyle babası kendisine kırgındı.

Yusuf Efendi bir gün Muslihuddin Efendi ve diğer birkaç evlâdını da yanına alarak Emir Sultan Hazretleri’nin halifelerinden Şemseddin Efendi’nin ziyaretine gitmişti. Şeyh Efendi çocuklara bakıp en küçükleri olan Muslihuddin hariç diğerlerinin gösterişli elbiseler içinde mutlu ve memnun olduklarını görünce: “Şu gençler kimin nesi?” diye sordu. Yusuf Efendi: “Çocuklarım” diye cevap verince Muslihuddin’i göstererek: “Peki ya bu kim?” diye sordu. Babası: “O da oğlum.” dedi. Şeyh merak etmişti. “Peki, niye bu halde?” diye sordu. Babası: “Oğullarımın tamamı işlerimin devamı için gece gündüz çalıştıkları halde Muslihuddin benim çizdiğim yolu terk etti. Rızam olmadığı halde ilim tahsili yoluna girdi. Aklını başına alır da diğer kardeşleri gibi olur düşüncesiyle harçlığını kestim. Kendisine iltifat etmeyerek güzel elbiselerden onu mahrum bıraktım.” dedi.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 102. sayısından (Şubat 2017) okuyabilirsiniz.

Önceki MakaleSonraki Makale

1 Yorum

  1. Molla hocazadenin yazdığı felasife adlı kitabı bulunabilirim günümüze ulaşmış mı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir