Gezi, Kültür Tarihi, Manşet, Osmanlı Tarihi

Dört Asırlık Dost: Rodos

Yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kalan, Yunanistan’ın Girit’ten sonraki en büyük adası Rodos’un hemen hemen her köşesinde Türk izlerine rastlamak mümkün. Gelin Osmanlı’dan bugüne kalanların izini birlikte sürelim …

Hani derler ya İstanbul’u görmek için şehre karayolundan, ona âşık olmak içinse denizyolundan adım atmalısınız. İşte Rodos için de aynı sözler sarf edilir… Gerçekten de her iki yanda dev bronz geyik figürlerinin yükseldiği tarihî limandan içeri doğru dâhil olurken, ada da güzelliklerini birer birer sunmayı ihmal etmez. İbrahim Paşa Camii, Mustafa Paşa Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman Camii, Fethi Paşa Kütüphanesi, Sultan Mustafa Paşa Camii, Murad Reis Camii ve Külliyesi ile hemen bitişiğindeki Türk Şehitliği ve ayrıca Osmanlı mirası çeşitli yapılarıyla Rodos, fazlasıyla görülmeye değer bir ada. Osmanlı’nın dört yüz yıllık hatıralarıyla dolu; güllerin ve kelebeklerin adası Rodos, Marmaris’ten sadece 45 dakika uzaklıkta keşfedilmeyi bekliyor.

Eski Kent’te Orta Çağ Havası

Fransız şair-yazar Alphonse de Lamartine’in “Bu ada, çiçek buketlerini andıran palmiyelerin, incirlerin, hurmaların; minarelerle, kubbelerle iç içe geçtiği On İki Adalar’ın bir diyarıdır…” dediği Rodos’un kalbi, Eski Kent’te atıyor. Surlarla çevrili bir Orta Çağ şehri görünümündeki bu bölge, iç içe geçmiş daracık sokaklarıyla geçmişin zarafetini koruyan renkli, kalabalık ve apayrı bir dünya… Güney Ege’de, Yunanistan’a bağlı On İki Adalar’ın en büyüğü olan Rodos’un turistik merkezi, Eski ve Yeni Kent olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Tarihte ızgara planlı olarak inşa edilen ilk şehirlerden biri olan Rodos’un mimarî harikalarının çoğu, adayı yaklaşık 400 yıl elinde tutan Osmanlı devrinden kalma.

UNESCO Dünya Kültür Mirası

Listesi’nde yer alan Eski Kent kendi içinde ikiye ayrılmış: Kuzeyde ziyaretçilerini Orta Çağ’a götüren Şövalyeler Sokağı, Büyük Üstatlar Sarayı ve Şövalyeler Hastanesi’ni içeren surlarla çevrili Collachium; güneyde ise Sokrates Caddesi ve tarihî Saat Kulesi’ni de içine alan Chora Mahallesi. Şövalyeler Sokağı’nın 14. yüzyıldan kalma gotik yapıları, o günlerden bugüne hiç değişmemiş.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 104. sayısından (Nisan 2017) okuyabilirsiniz.

Önceki MakaleSonraki Makale

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir